1

Konu: Burdur

Burdur  Akdeniz Bölgesi'nin  Antalya Bölümü'nün iç kesiminde, Ege bölgesine komşu bir ilimizdir.. Burdur il toprakları, Batı Toros sıralarına kabaca uygun olarak, kuzeydoğuda göller yöresinden, güneybatıda da Teke yarımadasının iç kesimlerine değin 6887 km2'lik (göller hariç) bir alanda uzanır. Birbirine koşut dağ sıraları ile bunlar arasındaki yüksek platolar ve bazıları göllerle kaplı tektonik kökenli çukur alanlar, engebeliğin ana çizgilerini oluştururlar. Karmaşık bir yapısı olan bu dağların başlıcaları, Burdur'un batı sınırındaki Söğüt dağı (1831 m) ve Güre dağı (2030 m), Doğu sınırındaki Katrancı dağı'dır (2328 m). Kireçtaşlarının önemli yer tuttuğu Burdurl topraklarında, çeşitli karstik şekiller (dolinler, polyeler, düdenler, mağaralar) çokça görülür. Bunların bir bölümü (İnsuyu mağarası) turistik değer de taşır. Göl açısından da zengin olan Burdur'da, faylarla sınırlanmış bir çukurda yer alan derin Burdur gölü ile onun güneybatısındaki Salda, Yarışlı gölleri ve karstik kökenli Kestel, Söğüt ve Gölhisar gölleri vardır. Bu göller, Gölhisar dışında yüzeysel gideğenden yoksundur. Karstik olanların sularını kenarlarındaki ve tabanlarındaki düdenler boşaltır. Bunların tıkandığı ya da yağışların fazla olduğu dönemlerde göl alanları genişler; bunun tersi durumlarda da sular çekilir ve göl tabanları ortaya çıkar. Bu göllerin bir bölümünde taşkınları önleyecek düzenlemeler yapılmıştır.

Burdur ilinde, karasal etkilerle ve yükselti nedeniyle az çok değişikliğe uğramış bir Akdeniz iklimi egemendir. Yazlar sıcak, kışlar oldukça soğuktur (Burdur'da temmuz ortalaması 24 oC, ocak ortalaması 1,6 oC). Yağışlar çoğunlukla kışın düşer, ancak özellikle dağlar arasındaki çukur alanlar, 500 mm'nin altında yağış alırlar ve bozkırımsı bir görünümleri vardır. Aynı nedenlerle az yer tutan ormanlar da (yaklaşık olarak. % 14), daha çok dağlar üzerinde görülür. Başlıca orman ağaçları ilin kuzey ve batı kesimlerinde karaçam, güney ve güneydoğu kesimlerinde  kızılçam, meşe ve daha az yaygın olarak da en güneyde sedirdir.

Tarih öncesi'nden beri yerleşim alanı olmasına ve il sınırları içinde birçok antik kent bulunmasına karşılık, günümüzde Burdur nüfus yoğunluğu (37,2/km2) ve nüfus artış oranı (yılda %0 0,74), Türkiye ortalamalarının (sıra ile 87/km2, % 18,3) altında olan az nüfuslanmış bir ilimizdir. Bu durum, geçim kaynakları çoğu yörelerinde kısıtlı olan Burdur'dan, komşu illere, özellikle Akdeniz ve Ege bölgelerinde yer alan illere, yönelen iç göçlerle ilgilidir. Bunun sonucunda kimi ilçelerin nüfuslarında 1985-1997 yılları arasında azalma olmuştur. Kentleşme önceki dönemlere nazaran artmış olsa da (1990 - 2000 yılları arasında %o 8'lik bir artış vardır) kentte yaşayan nüfus genel nüfusun ancak % 54,48 (139 837 kişi) kadarlık bir kısmını oluşturmaktadır. Bunlarda Burdur ve Bucak dışında, genellikle nüfusları 400 ile 10000 arasında değişen ilçe merkezleridir. Burdur'un kırsal kesimlerindeki nüfus % 7,32 oranında bir azalma göstererek 125 787'den (1990) 116 906 kişiye düşmüştür (2000)

Burdur ilinde tarıma elverişli topraklar sınırlıdır (% 26 dolayında) ve tarım ürünleri de tür açısından çeşitlilik göstermez. Ürünler arasında en geniş yeri tahıl (% 90'dan çok; başta buğday, onun ardından arpa) tutar. Şekerpancarı, tütün, anason, yerfıstığı, üzüm ve gülyağı üretimi için yetiştirilen gül (Kuzey kesiminde) öteki önemli ürünler arasındadır. Burdur'un özellikle güney yarısında kırsal nüfusun başlıca uğraşı ve gelir kaynağı, hayvancılık ve hayvan ürünleridir. Daha çok küçükbaş hayvan (en çok keçi, az sayıda koyun) beslenir. Sanayi fazla gelişmemiştir. Başlıca sanayi kolları besin (şeker, et kombinası, sütlü maddeler yapımı, un fabrikaları), dokuma ile bazı geleneksel el sanatlarıdır (halıcılık, dericilik, bakırcılık). Burdur, jeolojik yapısı nedeniyle krom yatakları yönünden zengindir (Manastır, Niyazlar, Horozköy, Tavşanlı, Tefenni, Söğüt, Müslümler, Hayriye yöreleri); bunların bazıları işletilmektedir.
Burdur, uzun süre çevresiyle bağlantısını sağlayan yolların yetersiz oluşunun sıkıntısını çekmiş, sapa kalmış bir ildir; ancak günümüzde bu durum büyük ölçüde düzelmiştir. İl merkezi 1936'da bir şube hattıyla demiryolu ağına, düzgün karayollarıyla da Ege bölgesine ve Çeltikçi beli üzerinden Antalya'ya bağlanmış, ilçeleriyle de bağlantısı sağlanmıştır.