1

Konu: Osmanlıca farsça güzel sözler

Osmanlıca farsça kelimelere şöyle bir baktığımızda bazen tek kelime bile anlamayız oysa Türkçe anlamlarını gördüğünüzde bakın ortaya ne kadar hoş ve anlamlı sözler çıkıyor=)

ceb bi bağ kenârında dursa lâle hacil
Ki lâlezâr-ı cemâlinde hûr u zârındır

Lale bağ kenarında utangaç dursa şaşılır mı? çünkü o lale bahçesine benzeyen yüzünün güzelliği yanında senin bir düşkünündür.
Yani şair "senin yanakların o kadar kırmızı ki lale bile onun yanında utanır kızarır" diyor. Lalenin kırmızılığı güzel bir nedene bağlanıyor.

şeb-i yeldayı müneccim muvakkit ne bilir?
Müptelâyı gâma sor geceler kaç saat

Gün doğmadan meşime-i şebten neler doğar.
Gün dogmadan RaBBinin rahmetinden neler dogar.

Görmemek yeğdir görüp divâne olmaktan seni.
Seni gorup divane olmaktan seni gormemek daha iyidir.
Bursalı Cenanî

Sitem hep âşinâlardan gelür bîgâneden gelmez...
Sitem/dert hep tanidiktan/dosttan gelir yabancidan/düsmandan gelmez.
Nabî

Cihanda ''âşık-ı mehcur'' sanma rahat olur
Neler çeker bu gönül söylesem şikâyet olur
Dunyada ''asktan uzak kalan'' sanma rahat olur neler çeker bu gonul soylesem sikayet olur
şeyhülislam Yahya

Arz-ı hâl etmeye cana seni tenha bulamam
Seni tenha bulacak kendimi asla bulamam
Gülün çevresini saran dikenler gibi yâre giden bütün yolları kesildi. Bir defasında yâri tenha buldun o seferde kendini kaybettin.

Gönülde bir gamım var ki pinhan eylemek olmaz
Bu hem bir gam ki el ta‘nından efgan eylemek olmaz
Gonulde bir derdim var ki gizlemek olmaz bu oyle bi dertki en siddetlisinden figan etmek olmaz.
Fuzulî

Ne beyan-i hale cu'ret ne figana takatim var.Ne reca yi vasla gayret ne firaha kudretim var.
Ne halimi anlatmaya nede bagirmaya takatim var.Ne kavusma istegine gayret ne ayriliga gucum var.

Benim tek hîç kim zâr ü perişân olmasın yâ Rab Esîr-i derd-i aşk u dâğ-ı hicrân olmasın yâ Rab...
Ey Rabbim! Hiç kimse benim gibi inlemesin ve perişan olmasın. Aşk derdinin ve ayrılık yarasının esiri olmasın


Avrupaliların Muhtesem Süleyman diye andiklari Kanuni Sultan Süleyman Han Muhibbi mahlasi ile çok güzel siirler yazmistır.
Bir gün saray bahçesindeki aðaçlarin karincalar tarafindan istila edildiðinin görünce karincalarin öldürülmeleri hususunda zamanin Þeyhülislami Zenbilli Ali Efendi'den fetva ister. Sualini de þiir þeklinde yazar:

Dırahtı (agacı) sarmıþ olsa karınca
Zarar var mı karıncayı kırınca?

Zenbilli Ali Efendi sultandan geri kalmaz ve suale yine aynı zarif üslupla cevap verir ve þu beyti yazar:

Yarın divanına Hakk'ın varınca
Süleyman'dan alır hakkın karınca.